Hiç hesapta yokken, Ilgaz’ın gazıyla Bursa’daki bu yarışa birlikte gitmeye karar verdik. Aile babaları olarak günübirlik gitmenin daha pratik olacağını düşünerek saat 04:00 gibi İstanbul’dan yola çıktık. Yol oldukça rahat geçti. Eskihisar-Topçular arası araba vapurunda araç içinde 40dk.’lık ek uyku seansıyla enerji depoladık. Özdilek Tesisleri’nden birinde sahanda yumurtalı kahvaltımızı yaptıktan sonra Uludağ’ın eteklerine doğru yolculuğumuza devam ettik. Uludağ çıkışı da oldukça güzeldi. Hayatımda ilk kez bu mevsimde Uludağ’ın oteller bölgesine çıkıyordum.
Beceren Cafe’nin arkasından pistlerin görünümü. 32 yıl önce, 4 yaşımda işte bu pistte kayağa başlamıştım. Hep bembeyaz ve kayakçı dolu pist, Ağustos ayında yemyeşil bir çayır görünümünde…
Oteller bölgesinden ileriye, aşağıya doğru kıvrılan yoldan devam edince, bir yol ayrımının kenarında AKUT üyelerinin kurduğu bir kampla karşılaştık. Onlarla selamlaşıp, yarış organizasyonundan kimsenin gelip gelmediğini sorduğumuzda en erken gelenlerin biz olduğunu öğrendik. Güzel, son anda yetişip stres yaşamaktansa böylesi daha iyi. İklime biraz olsun alışırız, gıda alımımızı daha düzgün ayarlarız…
İstanbul’un boğucu, yapış yapış havasından sonra insan burada kendini birkaç kilo hafiflemiş hissediyor! Bulutsuz bir gökyüzü ama rahatız. Etrafı seyredip göğüs numaralarımızı alacağımız görevlileri beklerken uzaktan bir bisikletçi bize doğru yaklaştı ve yanımızda durdu, tokalaşarak biraz lafladık. Çekirge’den zirve yaklaşık 36 km’miş. Çıkış 3.5-4 saati buluyormuş, iniş ise sadece 45 dakika! Bir gün bu parkuru denemek lazım bisikletle.
Gayet kendimizden emin, start noktasının yakınlarında sallana sallana dolaşırken arada bir anı fotoğrafı da çekelim dedik.
Sağolsun bir koşucu sayesinde yanlış yerde beklediğimizi öğrenip, hemen aracımıza atlayıp kayıt masasının kurulduğu yere gitttik. Meğer kayıtlar yaklaşık 1.5 km daha geride, geniş bir otopark alanının yanında yapılıyormuş. Mesafeyi tam ayarlayabilmek için böyle birşey düşünülmüş olmalı.
Yarışın start noktası. Pek kalabalık sayılmazdık, toplamda 120 civarı katılım vardı. Masterlerin yarışları oldukça zorlu oluyor. Yaş ortalaması diğer yarışlara göre yüksek ama çoğunluk eski atlet olduğundan tazı gibiler!
Yarış hafif yokuş aşağı başladı. Fırsattan istifade pergelleri açıp yokuş aşağı biraz önlere doğru yöneldim. Yaklaşık 200 metre sonra yokuş başladı, ve bitmek bilmedi. Bu kadar uzun süre aralıksız yokuş çıkacağımı bilsem en azından psikolojik olarak kendimi buna hazırlamaya çalışırdım. Fakat bu süpriz oldu ve koşuyla ilgili tek sürpriz de bu değildi. Zemin o kadar bozuktu ki arazi araçları bile bazı noktalarda zorlukla ilerleyebilirdi.
2. km’ye geldiğimizde, artık sağlam koşucular beni yokuşta geçmiş, yarışta denge oturmuş gibiydi. Önümde biraz heyecanla gereğinden hızlı koşan birkaç kişi olduğunu tahmin ediyordum, yarışın ilerleyen km.’lerinde onları yakalamayı ümit ediyordum. Fakat bu aşamada düşünmem gereken daha önemli konu ayak bileklerimi bozuk zeminde korumak ve nabzımı kontrol altında tutmaktı.
Zemin hakkında bir fikir verebilmek için 2 fotoğraf. İnanın bunlar parkurun en düzgün bölümleri .
Yokuş neredeyse 5 km. sürdü. Sonlara doğru eğim biraz hafiflemişti. 5 km’de yaklaşık 400 metre yükseğe çıkmış, 2.114 metreye ulaşmıştık. Bu noktadan sonra hemen hemen sıfır bir eğimde, çok daha bozuk fakat keyifli bir patikada 3 km kadar koştuk. Artık iniş zamanı gelmişti. Fakat iniş parkurunu görünce sevincimiz kursağımızda kaldı: Dik, dar bir patika, kaygan ve kocaman taşlar – kayalarla kaplı, sağ tarafı tehlikeli bir yamaç! Kaymaktan korkarak küçücük kısa ve hızlı adımlarla, düşmemeye çalışarak aşağıya kadar indik.
Son 500 metre nihayet asfalttı, fakat bu sefer yine yokuş çıkmak mecburiyetindeydik. Tüm yarış o kadar hırpalanmıştım ki neredeyse yürüyecektim. Bu zorlu yarışı 1 saat 5 dakikada sakatlanmadan bitirmeyi başardım. Hayatımda koştuğum en uzun aralıksız tırmanışlı (4.75 km), en yüksek irtifalı (1771-2115m.) ve en bozuk zeminli (toprak, kayalık) yarışıydı. Ne tecrübe ama!
GARMIN VERİ TABLOSU:
Sonuçları Yarış Takvimi bölümünde bulabilirsiniz. Bundan sonra Berlin Maratonu’na odaklı antremanlara devam! Bir hayır kurumunu destekleme şartıyla katılabileceğim Berlin Maratonu için desteklerinizi beklediğimi tekrar hatırlatayım. Ayrıntılı bilgi için Linkler bölümüne bakabilirsiniz.






4-5 Eylül tarihlerinde Almanya’nın Idstein şehrinde yapılacak olan Endüstri fuarı kapsamında, aralarında Şile’nin de bulunduğu Idstein’in kardeş şehirlerinin stantları kurulacaktır. Bu organizasyonu kutlamak amacıyla bir dostluk koşusu düzenleniyor. Sponsoruda Türkiye’den! http://www.facebook.com/photo.php?pid=347074&id=126331737386311&comments&ref=mf