Karadeniz Koşuları 1 -21.08.2010 Cumartesi-

Uzun süre önce, Kemerburgaz Kemerleri’nden Göktürk’e yakın olanının yanından ormana dalıp Karadeniz’e doğru koşmayı kafaya takmış, Ali’yle bir keşif koşusu yapmıştık. Bu kez tek başıma bunu denemeye karar verdim.

Aslında cumartesi günü için planım bu değildi, biliyorsunuz genelde bisikletle çıkarım her cumartesi. Fakat geçen hafta Fırat’ın birlikte koşma teklifi sonrası cuma akşamı onu aradım. Cumartesi bir arkadaşıyla Neşet Suyu civarında buluşup yakl. 20K koşacaklarını, koşuya 05:30’da başlayacaklarını söyledi. Ben de beslenmemi ona göre ayarladım, ama ayarlayamayacağım bir konu vardı: Luka’nın süt dişleri…

Gece 23:00 gibi anca uyuyabildik, 01:30-02:30 arası bir ağlama-sakinleştirme-uyutma seansından sonra Fırat’lara katılamayacağıma karar verdim. 05:22’de kendiliğimden gözümü açtığımda hemen bir sms çekecektim ki Fırat benden önce davranmış: ”Benim arkadaşlardan ses yok, koşu iptal”. Neyse iyi oldu, uyumaya devam…

Sabah 09:15 gibi güne başladım. Bisiklet için biraz geç bir saatti, ayrıca Berlin Maratonu’na az kalmıştı ve koşu km’lerimi artık arttırmalıydım. Bir süre vücudumu dinledim, yeterince dinlenmiş ve hazır olduğuma karar verip 13:30’da koşuya çıktım.

Süper esnek ve spontane bir koşu programım olduğundan şu detayları da atlamadım:

1- İlk kez, Ilgaz’ın verdiği Salomon trail ayakkabılarını denedim (Sağol Ilgaz!).

2- İlk kez, Galler seyahatimde aldığım Sıvı sırt çantasını (camelbak) denedim.

3- Daha önce tamamını bilmediğim bir parkur denedim.

4- Öğle ortasında uzun bir koşu denedim.

Tavsiyem; bu kadar çok ”ilk”i aynı anda denemeyin.

salomon shoes

-Ayakkabılarla daha önce oryantiring antremanı yapmıştım, ağırlar ama çok başarılılar. Ormanda neden trail türü ayakkabı giyilmesi gerektiğini defalarca kanıtladılar. Fakat parkurun önceden belli olmaması, koşunun son çeyreğinde beni gereğinden fazla yormalarına sebep oldu.

CamelBak

-”CamelBak ” benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Öncelikle, sırtıma takıp koşmaya başladığımda kendimi denizin ortasında ölü dalgalarda sallanan bir yelkenlinin direğinde gibi hissettim. Ağırlık merkezinin bu kadar yükseğe çıkması garip bir his veriyor, pek beğenmedim. Diğer bir sorun, benim 4 mataralı kemerim kadar bile sıvı almaması (4 x 296ml’ye karşı 1 x 1.100 ml). Üstelik, sonuçta bir tür sırt çantası ve sallandıkça omuz askıları enseme dokunuyor. Bu durum 20km devam edince boynumun sol tarafı tahriş oldu. Sırtta böyle bir nesne olması vücut ısımın sırtımda birikmesine ve ideal ısıda koşmamı da zorlaştırıyor.

Diğer sıkıntılar: Ne kadar sıvım kaldığını anlamam için tecrübe gerekiyor. Sıvı kemerinde olduğu gibi farklı sıvılar taşıma imkanı yok (örn. 2 x su, 2 x enerji içeceği).

Peki ne faydası var bu çantaların?

1- Kayak, bisiklet gibi ellerin pek serbest olmadığı sporlarda sıvı alımını kolaylaştırabilir.

2- İçine birkaç buz atınca beldeki mataralara göre daha uzun süre sıvıyı serin tutuyor (yaklaşık 1 saat).

3- Tamamen serbest koşu yani ”rave running” yapacaksanız, bu çantaların içine daha hacimli sıvı torbaları koymak mümkün (3 litreye kadar gördüm). Ya da kemer artı sırt çantası kullanılabilir ama o da fazla ayrıntılı bir iş…

Kıssadan hisse; eğer sıvı sırt çantası kullanacaksanız en fazla kapasiteye sahip olanı alın. Fakat ben sıvı kemeri birçok açıdan daha kullanışlı buluyorum.

Gelelim koşuya:

Evin önünden kemerlere doğru 750m. kadar ısınma koşusuyla başladım. İlk şaşkınlığı kemerlerden hemen yukarı saptığımda yaşadım: Daha önceki koşumda ormana giriş yaptığım alanda bir tür şantiye kurulmuş, içinde kamyonlar, iş makinaları… O kadar sıkış tıkış ki devam edemeyeceğimi anlayıp geri yola döndüm. Orman yolunun girişinin, kuzeye çıkan ilk yolun biraz ilerisinde olduğunu hatırlıyordum ve oraya yönelip toprak zeminle buluşmayı başardım.

Bu yol ilk koşumda oldukça bozuktu, 4×4 bir aracın bile yol alması pek mümkün değildi. Fakat çok iyi bir yol çalışması yapılmış, o bozuk yolu stabilize yol kıvamına getirmişler. 1. km’de ilk yol kavşağında sağa döndüm, çünkü ilerisi bayağı kafamızı karıştırmıştı Ali’yle. Bozuk zemin, dik iniş ve çıkışlar, yer yer yürümeyi bile zoraştıran sık ormanlık alanlar… Bu sağdaki yol ise çok temizdi, fakat oldukça dikti. Aklıma hemen Uludağ Koşusu’nun parkuru geldi tabii. Burasının sonuçta o kadar uzun bir yokuş olamayacağını bildiğimden sakin bir tempoyla tırmanışımı tamamladım.

Sonrası uzunca bir süre rahat geçti. Sadece bir noktada yol biraz bataklık gibi olmuş, az kalsın dizime kadar gömülüyordum! Bir de sinekleri unutmayayım; sık sık sinek bulutuyla koşmak zorunda kaldım. Özellikle tırmanışlarda çok sinir bozucu oluyorlardı çünkü hızlanıp kaçamıyordum 🙂 Bu koşuda bacaklar kadar olmasa da kollarım da oldukça yoruldu sinekleri kovalamaktan. Neyse ki ısıran sokan bir haşere olmadı.

Yaklaşık 11.km’de Land Rover Experience arazisini sağımda görmeye başladım. Bu bölüm artık ormanın sınırı gibiydi, daha çok bir taş ocağı yolunda koşuyor gibiydim. LR Exp.’in ana kapısının yanından yoluma devam ettim. Bana hala kuzeye doğu koşuyormuşum gibi geliyordu, fakat Garmin’ime bakınca sağa doğru kıvrılıp güneye doğru koştuğumu görüp biraz şaşırdım. Bu olalı 2 km. Kadar olduğundan geri dönmemeye karar verdim. Hem yer yer bozuk zeminli alanlar, hem de sinir bozucu sinek bulutları aynı yolu geri koşmaktan beni caydırdı. Ayrıca bu şekilde bir hat üzerinde koşmaktansa dar bir parkur koşmuş olacaktım.

Yolun bundan sonrasında zaman zaman araçlarla karşılaştım. Gelenleri görebilmek için ters şeritten koşuyordum. Özellikle bir virajda bunun çok faydasını gördüm. Karşıdan gelen bir kamyon virajı öyle sert aldı ki -ben sağa dönen virajın dışındaydım- kamyonun arkası stabilize yolda bana doğru kontrollü bir şekilde 30-40 cm kadar kaydı. Ben ormana doğru balıklama atlamaya hazırladım kendimi ama neyse ki gerek kalmadı!

Son 3-4 km’yi asfaltta koştum. İşte burada Salomon’lar bana oldukça sert geldiler, ne de olsa bu yollar için yapılmamışlardı. Yine de oldukça iyi iş çıkardıklarını söyleyebilirimKaradeniz 1.

Sonuçta çok değişken özellikli ve önceden planlanmamış bir parkurda 20k tamamlamayı başardım. Hızı tamamen unutarak mesafeye odaklandım ve İngiltere’den sonraki ilk orta-uzun mesafemi koştum. Bakalım yarına bisiklet mi yapacağım yoksa bir koşu daha mı? Yarın ola hayrola! 🙂

Karadeniz Koşuları 2

Leave a Reply

You can use these HTML tags

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>